21 Nisan 2007 Cumartesi
dönersen ıslık çal...

Düşleri en derine bırakıp, güneş serdim sabahlarıma.. Zamansız ve mevsimsiz bir sancıdan geldim, geceye inat ayışında saklı sırlar büyüttüm.. Bir ipek böceği kadar dik başlı artık yüreğim, hiç olmadığı kadar.. Gözlerimde zemheri çığlıklar, avucumda hep bi hüzün rengi.. Böyle bir şey işte gözlerimle yüreğim arasındaki o ince çelişki.. Altı üstü düşlerimin cebine yüreğimin ellerini koyarak yürüdüğüm yollar, kendini yazan senaryolar, kırk yaş üstü kahveler ve tek kişilik senaryolar şahit hangi gerçeğin, yalandan daha inandırıcı olduğuna.. Ama yine de bir şey var mevsim normallerinin üstünde yüreğime şiddetle yağan.. Bir yokluk sonrası ellerimden kırıp dökülen.. Yalandan dolandan öte, vuran ve kıran.. Her neyse..
“dönersen ıslık çal
geldim deme ben anlarım
geldiğini bi tek ben anlayim
dönersen ıslık çal
postacı kapıyı iki kere çalar
sen de geldiysen üç kere vur
www.dikenlitel.com
kahrolası ben

Kahrolası Ben..
Yazar hüzünbaz
Cumartesi, 07 Nisan 2007
yazara ait web sitesi:www.huzunbaz.com
Adını andım,
yastığım kanadı.
Serzeniş yüklü bulutlar üzerime ağlarken
bakmaya kıyamadım bu gidişe,
ben sensizleştim böyle bir bitişle..
Az gittim uz gittim diye başlayan yürüyüşlerdeyim şimdi.
Bilmediğim soruların cevaplarında olmayacaksın artık..
Gözlerinin ardındaki masalın ikimizi de aştığı susuşlarda
gerçekleri yakmakta hala usta mısın?
Ve,
güven duygusunu gömen ben,
kahrolası ben,
utanmadan
hala seni seviyorum...
20 Nisan 2007 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ben ben hep ben yine ben
efendim hoşgeldiniz sefalar getirdiniz.
blog sahipleri olarak ii günler dileriz:))
adı hasret
sensiz şehir anlamsız,
hayatı kaybediyorum,
elimden tutan olmuyor...
yazmak düştü bana gözlerini
yazmak...
hasret düşüyor kaldırımlara,
sokaklar boş
hayat kayıp gidiyor ellerimden
gözlerine hasret yaşıyorum...
yollar giriyor araya
yıllar...
adı hasret adı acı sensizliğin
sen yoksun işte...
adın kaldı gözlerimde
sensiz yaşamakta yakışıyor adama...
sensiz ve sessiz yaşamakta güzel gülüm...
selamım yıldızlara'dır sevgilim
çünkü yıldızlar kadar uzaksın şimdi...
yıldızlar kadar yar...
nazım hihmet'ten
Yaşamak şakaya gelmez
,büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,yani,
o derecede,
öylesine ki,meselâ,
kolların bağlı arkadan,
sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani,
öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ,
zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde
ölüme inanmadığın için, yaşamak,
yani ağır bastığından.
,büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,yani,
o derecede,
öylesine ki,meselâ,
kolların bağlı arkadan,
sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani,
öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ,
zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde
ölüme inanmadığın için, yaşamak,
yani ağır bastığından.

